Havacılık ve Denizcilikte Düşük Karbonlu Yakıt Arayışı Biyoyakıtı Öne Çıkarıyor
IEA ve sektör raporlarına göre elektrifikasyonun zor olduğu havacılık ve denizcilik sektörlerinde biyoyakıt talebinin 2030'a kadar hızla artması, dönüşümün SAF ve HVO gibi yeni nesil ürünlere kayması bekleniyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve sektör raporlarından derlenen verilere göre, elektrifikasyonun teknik olarak zor olduğu havacılık ve denizcilik sektörlerinde düşük karbonlu yakıt arayışı biyoyakıt yatırımlarını hızlandırıyor. Son 10 yılda sektördeki dönüşüm, geleneksel etanol ve biyodizelden hidrojenle işlenmiş bitkisel yağ (HVO), sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) ve atık bazlı yeni nesil biyoyakıtlara doğru kayıyor.
IEA'nın tahminlerine göre biyoyakıtların toplam sıvı ulaşım yakıtları içindeki payının 2023'te yüzde 5,6'dan 2030'da yüzde 6,4'e çıkması, küresel biyoyakıt talebinin ise yıllık 215 milyar litreye ulaşması bekleniyor. Ajans, 2030'a kadar oluşacak yeni biyoyakıt talebinin yüzde 75'ten fazlasının havacılık ve denizcilik sektörlerinden geleceğini öngörüyor; bu iki sektörde biyoyakıt kullanımının 2023-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 30 artması, büyümede özellikle Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya'daki politikaların belirleyici olması bekleniyor.
Üretim tarafında da teknolojik değişim dikkat çekiyor. Rafinerilerin ve enerji şirketlerinin son yıllarda yoğun yatırım yaptığı HVO, bitkisel ve hayvansal yağlar ile kullanılmış yemeklik yağların hidrojenle işlenmesiyle dizel özellikli bir yakıta dönüştürülmesiyle elde ediliyor. Kara taşımacılığında elektrikli araçların yaygınlaşması ise geleneksel biyoyakıt türlerinin bu alandaki büyümesini sınırlıyor.
Havacılık ve denizcilik şirketlerinin yakıt tercihlerindeki bu dönüşüm, önümüzdeki yıllarda küresel hava ve deniz kargo taşımacılığının maliyet yapısını ve yakıt tedarik zincirlerini doğrudan etkileyecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı




